- Katılım
- 7 Ocak 2026
- Mesajlar
- 19,426
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 1
- Yaş
- 38
- Konum
- İstanbul
- Web sitesi
- www.hepsigundem.com
Şubat ayında ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarının başlamasıyla birlikte tırmanan kriz, nükleer silah tehdidi tartışmalarını yeniden küresel gündemin merkezine taşıdı. ABD Başkanı Donald Trump, operasyonların ilk günlerinde İran’ın nükleer silah edinme ihtimalini “yakın bir tehlike” olarak nitelendirirken, son açıklamalarında bu söylemini yumuşatması dikkat çekti. Trump’ın çelişkili ifadeleri hem Washington’da hem de uluslararası güvenlik çevrelerinde ciddi soru işaretlerine yol açtı.
TRUMP’TAN DİKKAT ÇEKEN GERİ ADIM
Geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada ABD kamuoyuna savaşın gerekçesini anlatması beklenen Trump, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokuna ilişkin sorulara beklenmedik bir yanıt verdi. Trump, söz konusu stok hakkında “umurumda değil” ifadesini kullanarak, uranyumun yerin çok altında bulunduğunu, bu nedenle doğrudan bir tehdit oluşturmadığını ve uydu sistemleriyle kolaylıkla izlenebileceğini savundu.
Ancak aynı gün televizyon üzerinden yaptığı başka bir açıklamada ise tonunu yeniden sertleştiren Trump, İran’ın herhangi bir hamle yapması durumunda “çok sert bir şekilde, füzelerle karşılık verileceğini” söyledi. Bu iki farklı açıklama, ABD yönetiminin İran’ın nükleer kapasitesine yönelik stratejisinin netliği konusunda tartışmaları beraberinde getirdi.
NÜKLEER PROGRAM KRİZİN MERKEZİNDE
ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesinin en önemli gerekçelerinden biri, Tahran yönetiminin nükleer silah üretme potansiyelini ortadan kaldırmak olarak gösteriliyordu. Ancak uzmanlara göre mevcut tablo, bu hedefin gerçekleşmekten uzak olduğunu ortaya koyuyor.
The Times’ta yer alan habere göre, nükleer silahların yayılmasını önleme alanında faaliyet gösteren Ploughshares Fund’un başkanı Emma Belcher, savaşın küresel güvenliği artırmak yerine daha riskli hale getirdiğini belirterek, “Dünya bugün beş hafta öncesine göre çok daha az güvenli” değerlendirmesinde bulundu. Belcher ayrıca, savaş koşulları nedeniyle uluslararası gözlemcilerin İran’daki nükleer tesislere erişememesinin ciddi bir denetim boşluğu yarattığını vurguladı.
Uzmanlara göre nükleer risk yalnızca uzaktan izleme araçlarıyla kontrol edilemiyor. Uydu görüntülerinin tesislerdeki gerçek faaliyetleri tam olarak yansıtamadığı, bu nedenle sahada fiziksel denetimin vazgeçilmez olduğu ifade ediliyor.
YÜKSEK RİSKLİ OPERASYON GÜNDEMDEYDİ: İSFAHAN VE NATANZ PLANI
Trump’ın son açıklamaları, iddialara göre ABD özel kuvvetlerine yönelik dikkat çekici bir planın kendisine sunulmasından yalnızca birkaç gün sonra geldi. Söz konusu plana göre, İran’daki İsfahan ve Natanz tesislerine düzenlenecek bir baskınla, yer altında saklanan yaklaşık 400 kilogram yani yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesi hedefleniyordu.
Bilindiği üzere nükleer silah üretimi için gerekli zenginleştirme oranı yüzde 90 seviyesinde bulunuyor. Bu da İran’ın mevcut stokunun teknik olarak silah üretimine ‘yakın’ bir aşamada olduğunu gösteriyor.
‘GÜNLER İÇİNDE ZENGİNLEŞTİRME MÜMKÜN’
Uluslararası nükleer denetimden sorumlu Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na göre, İran geçen yıl haziran ayındaki saldırılardan bu yana uranyum zenginleştirme faaliyetlerine yeniden başlamadı.
Yine The Times’ta yer alan haber göre kurumun genel direktörü Rafael Grossi, mevcut stokun İran sınırları içinde bulunmaya devam etmesi halinde sürecin çok hızlı yeniden başlatılabileceği uyarısında bulundu. Grossi, ek zenginleştirmenin “günler ya da haftalar içinde” gerçekleşebileceğini belirterek, nükleer krizin halen kontrol altına alınmış olmadığını açıkça ortaya koydu.
UZMANLARDAN ELEŞTİRİ: ‘FIRSAT KAÇIRILDI’
Washington merkezli Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü başkanı ve eski IAEA müfettişi David Albright ise Trump yönetimini İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokuna yönelik somut adım atmadan askeri operasyonu sonlandırmakla eleştirdi.
Albright, ABD özel kuvvetlerinin planladığı baskın operasyonunu “çok uçuk” olarak nitelendirirken, havadan gerçekleştirilebilecek alternatif yöntemlerle stokların erişilemez hale getirilebileceğini ifade etti. Özellikle uranyumun daha derin tünellere gömülmesi gibi yöntemlerin etkili olabileceğini belirten Albright, “Stokların ulaşılamaz olduğu yönündeki ifade doğru değil” dedi.
Bununla birlikte Albright’a göre mevcut durumda en gerçekçi çözüm, İran’ın yeniden uluslararası denetçilere kapılarını açması ve bir ateşkes süreciyle nükleer programın şeffaf hale getirilmesi.
GÖRÜNMEYEN TEHDİT: FORDOW VE YERALTI TESİSLERİ
İran’ın nükleer altyapısının önemli bir bölümü yer altında bulunuyor. Özellikle Fordow kompleksi, derinliği ve korunaklı yapısı nedeniyle askeri müdahalelere karşı oldukça dayanıklı kabul ediliyor. Haziran ayında ABD tarafından gerçekleştirilen saldırıların bu tesislerde hasar yarattığı belirtilse de uzmanlar programın tamamen ortadan kaldırıldığını söylemenin mümkün olmadığını ifade ediyor.
İRAN’IN SEÇENEKLERİ SADECE NÜKLEER PROGRAMLA SINIRLI DEĞİL
İran’ın askeri seçenekleri yalnızca nükleer programla sınırlı değil. Tahran yönetimi, küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü stratejik bir koz olarak kullanıyor. İran’ın bu bölgedeki gemi trafiğini engelleme kapasitesi, petrol fiyatlarında ani yükselişlere ve küresel ekonomik durgunluk riskine yol açabilecek potansiyele sahip.
İsrail savunma istihbaratının İran masasının eski başkanı Danny Citrinowicz, İran’ın bu ekonomik güce rağmen nükleer caydırıcılık arayışından vazgeçmeyebileceğini belirterek, “En büyük koz nükleer bomba olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Savaşın başlamasından bu yana İran iç siyasetinde de dengelerin değiştiği gözlemleniyor. Uzmanlara göre sertlik yanlısı grupların güç kazanması, nükleer silah edinme yönündeki çağrıların artmasına neden oldu. Uluslararası Kriz Grubu İran direktörü Ali Vaez, ülkede artık “kitle imha silahları ile kitle yıkıcı silahların birlikte düşünülmesi gerektiğini savunan” görüşlerin yaygınlaştığını belirtti.
‘İRAN’IN NÜKLEER SİLAH SAHİBİ OLUP BUNU SAKLAMASI MÜMKÜN DEĞİL’
Tüm bu süreci Güvenlik ve terör uzmanı, emekli istihbarat albayı Coşkun Başbuğ’a danıştığımda İran’da nükleer silah tartışmalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Başbuğ, İran’ın güçlü bir nükleer silah kabiliyetine sahip olmadığı görüşünde olduğunu belirterek, “Bazı analistler kesin var ama saklıyor diyor. Ancak MOSSAD, İran’da yoğun bir şekilde hâkim durumda. Böyle bir silah olsaydı bunun haberi yayılırdı. Nükleer silah olup da saklaması mümkün değil” dedi.
Ancak İran’ın nükleer teknolojisinin elverişli olduğunu vurgulayan Başbuğ, “İran’ın elindeki yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun kısa sürede silah seviyesine yüzde 90 çıkarılabileceğine dair yorumlar var. Bu tabii bir-iki günlük bir süreç değil ama kısa sürede bu yapılabilir. Eğer İran’ın gerçekten nükleer niyeti varsa, şu an savaşta olsa bile bunu yapar ve bundan vazgeçmez. İran ise iddiası olarak ‘böyle bir şey yapmıyoruz’ diyor” dedi.
ABD SON KOZ OLARAK NÜKLEER KULLANIR MI?
Bu soruma “ABD’nin olmayabilir, ama İsrail taktik nükleer silah kullanabilir” diyen Coşkun Başbuğ, “Hatta ABD’yi de tehdit etti; ‘Sen saldırmazsan ben nükleer kullanacağım’ dedi. Böyle bir durumda ise ABD’nin destek vermesi söz konusu olabilir” yorumunda bulundu.
Hürriyet
The post Yerin altındaki tehdit! Trump ‘umurumda değil’ demişti… first appeared on HepsiGündem.COM " Gündem,Güncel Haberler Burada ".
Okumaya devam et...
TRUMP’TAN DİKKAT ÇEKEN GERİ ADIM
Geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada ABD kamuoyuna savaşın gerekçesini anlatması beklenen Trump, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokuna ilişkin sorulara beklenmedik bir yanıt verdi. Trump, söz konusu stok hakkında “umurumda değil” ifadesini kullanarak, uranyumun yerin çok altında bulunduğunu, bu nedenle doğrudan bir tehdit oluşturmadığını ve uydu sistemleriyle kolaylıkla izlenebileceğini savundu.
Ancak aynı gün televizyon üzerinden yaptığı başka bir açıklamada ise tonunu yeniden sertleştiren Trump, İran’ın herhangi bir hamle yapması durumunda “çok sert bir şekilde, füzelerle karşılık verileceğini” söyledi. Bu iki farklı açıklama, ABD yönetiminin İran’ın nükleer kapasitesine yönelik stratejisinin netliği konusunda tartışmaları beraberinde getirdi.
NÜKLEER PROGRAM KRİZİN MERKEZİNDE
ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesinin en önemli gerekçelerinden biri, Tahran yönetiminin nükleer silah üretme potansiyelini ortadan kaldırmak olarak gösteriliyordu. Ancak uzmanlara göre mevcut tablo, bu hedefin gerçekleşmekten uzak olduğunu ortaya koyuyor.
The Times’ta yer alan habere göre, nükleer silahların yayılmasını önleme alanında faaliyet gösteren Ploughshares Fund’un başkanı Emma Belcher, savaşın küresel güvenliği artırmak yerine daha riskli hale getirdiğini belirterek, “Dünya bugün beş hafta öncesine göre çok daha az güvenli” değerlendirmesinde bulundu. Belcher ayrıca, savaş koşulları nedeniyle uluslararası gözlemcilerin İran’daki nükleer tesislere erişememesinin ciddi bir denetim boşluğu yarattığını vurguladı.
Uzmanlara göre nükleer risk yalnızca uzaktan izleme araçlarıyla kontrol edilemiyor. Uydu görüntülerinin tesislerdeki gerçek faaliyetleri tam olarak yansıtamadığı, bu nedenle sahada fiziksel denetimin vazgeçilmez olduğu ifade ediliyor.
YÜKSEK RİSKLİ OPERASYON GÜNDEMDEYDİ: İSFAHAN VE NATANZ PLANI
Trump’ın son açıklamaları, iddialara göre ABD özel kuvvetlerine yönelik dikkat çekici bir planın kendisine sunulmasından yalnızca birkaç gün sonra geldi. Söz konusu plana göre, İran’daki İsfahan ve Natanz tesislerine düzenlenecek bir baskınla, yer altında saklanan yaklaşık 400 kilogram yani yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesi hedefleniyordu.
Bilindiği üzere nükleer silah üretimi için gerekli zenginleştirme oranı yüzde 90 seviyesinde bulunuyor. Bu da İran’ın mevcut stokunun teknik olarak silah üretimine ‘yakın’ bir aşamada olduğunu gösteriyor.
‘GÜNLER İÇİNDE ZENGİNLEŞTİRME MÜMKÜN’
Uluslararası nükleer denetimden sorumlu Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na göre, İran geçen yıl haziran ayındaki saldırılardan bu yana uranyum zenginleştirme faaliyetlerine yeniden başlamadı.
Yine The Times’ta yer alan haber göre kurumun genel direktörü Rafael Grossi, mevcut stokun İran sınırları içinde bulunmaya devam etmesi halinde sürecin çok hızlı yeniden başlatılabileceği uyarısında bulundu. Grossi, ek zenginleştirmenin “günler ya da haftalar içinde” gerçekleşebileceğini belirterek, nükleer krizin halen kontrol altına alınmış olmadığını açıkça ortaya koydu.
UZMANLARDAN ELEŞTİRİ: ‘FIRSAT KAÇIRILDI’
Washington merkezli Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü başkanı ve eski IAEA müfettişi David Albright ise Trump yönetimini İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokuna yönelik somut adım atmadan askeri operasyonu sonlandırmakla eleştirdi.
Albright, ABD özel kuvvetlerinin planladığı baskın operasyonunu “çok uçuk” olarak nitelendirirken, havadan gerçekleştirilebilecek alternatif yöntemlerle stokların erişilemez hale getirilebileceğini ifade etti. Özellikle uranyumun daha derin tünellere gömülmesi gibi yöntemlerin etkili olabileceğini belirten Albright, “Stokların ulaşılamaz olduğu yönündeki ifade doğru değil” dedi.
Bununla birlikte Albright’a göre mevcut durumda en gerçekçi çözüm, İran’ın yeniden uluslararası denetçilere kapılarını açması ve bir ateşkes süreciyle nükleer programın şeffaf hale getirilmesi.
GÖRÜNMEYEN TEHDİT: FORDOW VE YERALTI TESİSLERİ
İran’ın nükleer altyapısının önemli bir bölümü yer altında bulunuyor. Özellikle Fordow kompleksi, derinliği ve korunaklı yapısı nedeniyle askeri müdahalelere karşı oldukça dayanıklı kabul ediliyor. Haziran ayında ABD tarafından gerçekleştirilen saldırıların bu tesislerde hasar yarattığı belirtilse de uzmanlar programın tamamen ortadan kaldırıldığını söylemenin mümkün olmadığını ifade ediyor.
İRAN’IN SEÇENEKLERİ SADECE NÜKLEER PROGRAMLA SINIRLI DEĞİL
İran’ın askeri seçenekleri yalnızca nükleer programla sınırlı değil. Tahran yönetimi, küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü stratejik bir koz olarak kullanıyor. İran’ın bu bölgedeki gemi trafiğini engelleme kapasitesi, petrol fiyatlarında ani yükselişlere ve küresel ekonomik durgunluk riskine yol açabilecek potansiyele sahip.
İsrail savunma istihbaratının İran masasının eski başkanı Danny Citrinowicz, İran’ın bu ekonomik güce rağmen nükleer caydırıcılık arayışından vazgeçmeyebileceğini belirterek, “En büyük koz nükleer bomba olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Savaşın başlamasından bu yana İran iç siyasetinde de dengelerin değiştiği gözlemleniyor. Uzmanlara göre sertlik yanlısı grupların güç kazanması, nükleer silah edinme yönündeki çağrıların artmasına neden oldu. Uluslararası Kriz Grubu İran direktörü Ali Vaez, ülkede artık “kitle imha silahları ile kitle yıkıcı silahların birlikte düşünülmesi gerektiğini savunan” görüşlerin yaygınlaştığını belirtti.
‘İRAN’IN NÜKLEER SİLAH SAHİBİ OLUP BUNU SAKLAMASI MÜMKÜN DEĞİL’
Tüm bu süreci Güvenlik ve terör uzmanı, emekli istihbarat albayı Coşkun Başbuğ’a danıştığımda İran’da nükleer silah tartışmalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Başbuğ, İran’ın güçlü bir nükleer silah kabiliyetine sahip olmadığı görüşünde olduğunu belirterek, “Bazı analistler kesin var ama saklıyor diyor. Ancak MOSSAD, İran’da yoğun bir şekilde hâkim durumda. Böyle bir silah olsaydı bunun haberi yayılırdı. Nükleer silah olup da saklaması mümkün değil” dedi.
Ancak İran’ın nükleer teknolojisinin elverişli olduğunu vurgulayan Başbuğ, “İran’ın elindeki yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun kısa sürede silah seviyesine yüzde 90 çıkarılabileceğine dair yorumlar var. Bu tabii bir-iki günlük bir süreç değil ama kısa sürede bu yapılabilir. Eğer İran’ın gerçekten nükleer niyeti varsa, şu an savaşta olsa bile bunu yapar ve bundan vazgeçmez. İran ise iddiası olarak ‘böyle bir şey yapmıyoruz’ diyor” dedi.
ABD SON KOZ OLARAK NÜKLEER KULLANIR MI?
Bu soruma “ABD’nin olmayabilir, ama İsrail taktik nükleer silah kullanabilir” diyen Coşkun Başbuğ, “Hatta ABD’yi de tehdit etti; ‘Sen saldırmazsan ben nükleer kullanacağım’ dedi. Böyle bir durumda ise ABD’nin destek vermesi söz konusu olabilir” yorumunda bulundu.
Hürriyet
The post Yerin altındaki tehdit! Trump ‘umurumda değil’ demişti… first appeared on HepsiGündem.COM " Gündem,Güncel Haberler Burada ".
Okumaya devam et...

