reklam
reklam
reklam
reklam

Matematik de biziz, cesaret de!

hepsigundem

Administrator
Yönetici
10
Katılım
7 Ocak 2026
Mesajlar
26,710
Tepkime puanı
0
Puanları
1
Yaş
38
Konum
İstanbul
Web sitesi
www.hepsigundem.com
Dünya Kupası’nda hataya yer yoktur. Kötü bir gece geçirirseniz, her şeyi berbat edersiniz. Tek bir maç kaybettiğinizde biletinizi hemen o anda keserler.

Bunu ben değil, 1994’te ABD’deki o dev turnuvayı kazanan Carlos Alberto Parreira söylüyor.

Madem süreç bu kadar acımasız, o zaman turnuva öncesinde kendimize Dünya Kupası şampiyonlarının ayak izlerinden bir rota belirleyelim. Gerçeklerle mukayese edelim, referanslarımızı sağlam kuralım ve maçlar başlamadan inancımızı perçinleyelim. Çünkü ben bu takıma güveniyorum arkadaş!

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

İşte efsane şampiyonların ağzından turnuva kurgusunun temel doğruları ve bizim takımdaki karşılıkları…

EGOSUZ SOYUNMA ODASI VE ‘KULÜP’ HAVASI

Turnuva kazanmanın ilk kuralı, en iyi oyuncuları bir araya getirmek değil, en iyi ‘takımı’ olabilmektir. 1966’da kupayı kaldıran İngiltere’nin efsane kalecisi Gordon Banks şöyle der:

“O kadar iyi takım olmamızın yegane sebebi, oyuncular arasındaki samimi ilişkiydi. Kıskançlık ve egoya asla izin vermedik. Birbiriyle iyi geçinen o ruhu sahaya yansıttık.”

Bugün bizim çocuklara bakıyorum; olayı çoktan aşmışlar. Dijital dünyada, YouTube ekranlarında kendi kendileriyle dalga geçip, muazzam samimi bir muhabbet döndürüyorlar. Takımda tam anlamıyla bu ruh var. Siz bu oyunculara bakarken “En iyi milli takım kadrosu bu mu?” tartışmasına girmeyin. Belki en yetenekli toplam bu değil ama turnuva fatihlerinin mantığı tam olarak budur.

EN iYiLER DEĞiL DOĞRU iSiMLER

2006 Dünya Kupası şampiyonu Marcello Lippi’nin kulakları çınlasın:

“En iyi oyuncuları seçerek bir kadro oluşturduğum söylenemez. Ama bir takım gibi hareket edebilecek oyuncuları seçtiğimden şüphe duymuyorum. Bir mozaik gibi doğru parçaları bir araya getirmelisiniz.”

Montella’nın da en baştan beri yapmaya çalıştığı şey bu değil mi zaten? Milli takımda bir ‘kulüp ortamı’ yaratmak. 2002’de Brezilya’yı şampiyon yapan Luiz Felipe Scolari de aynı felsefeyi savunur:

“Sadece kendimi değiştirmeyeceğim, milli takımda bir kulüp havası yaratacağım. Bir kulüp takımının dayanışmasını ve birliğini yansıtacağım.”

Adam bunu başardı. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun, bizdeki tablo da tam olarak bu değil mi?

ESNEKLiK HAYAT KURTARIR

Peki hocayı hiç mi eleştirmeyelim? Elbette eleştirelim. Montella’nın oyun sisteminde biraz daha esnek olması ve hücumda daha hareketli bir takım izletmek için zihinsel olarak esnemesi gerekiyor.

Burada hemen Fransa’yı 1998’de ilk kez dünya şampiyonu yapan teknik direktör Aime Jacquet’yi referans alırım:

“Dünya Kupası’nı kazanmanın kilit noktalarından biri, her zaman değiştirebileceğiniz bir sisteminiz olmasıdır. Turnuvada bir sürü şanssızlık yaşadım ve anladım ki esneklik hayat kurtarır.”

Turnuva öyle bir yerdir ki, işler bir anda değişir. Radikal esneklikler şart.

iLK KURŞUN VE BASKIYI YÖNETMEK

Turnuvaya iyi başlamak hayati önem taşır. Fransa 2002’de Senegal’e bir yenildi, dünyası değişti. Gerçi son şampiyon Arjantin de ilk maçında Suudi Arabistan’a karşı hezimet yaşadı ama takımda Messi yoksa siz yine de işi şansa bırakmayıp iyi başlayın. Carlos Bilardo’nun dediği gibi:

“İlk maçı kaybederseniz, ikinci maçta üstünüzdeki baskı berbat olacaktır.”

İşi baştan sıkı tutmalıyız.

ANA FiKiR: NEDEN OLMASIN?

Milli takım yalnızca en iyi futbolcuların seçildiği bir yer değildir; en iyi takımdaşlığı gösterenlerin yeridir. İnancımız hamasi duygulara dayanmıyor, tamamen turnuva matematiğine dayanıyor.

Güçlü Yanlarımız: Harika bir aile ortamı var, hocamız taktiksel olarak ne yaptığını biliyor, acayip yetenekliyiz. Çok iyi bir geçiş takımıyız; hücumdan savunmaya ve savunmadan hücuma geçişleri, akan oyunda boş alanları manipüle etmeyi iyi yapıyoruz. Duran toplarımız da bir o kadar etkili.

Zorluklar: Grubumuz hiç kolay değil. Paraguay tam bir baş belası; olağanüstü iyi kapanıyor, sıktıkça sıkarlar adamı. Amerika deseniz, Pochettino yönetiminde çok atletik, tempo yapabilen, kafa çıkarabilecek bir takım.

Kupayı oyuncu, teknik direktör ve yardımcı antrenör olarak tam 4 kez kazanan efsane Mario Zagallo’nun şu sözü bizim için en büyük hüner olmalı:

Dünya Kupası’nı size kazandıracak sihirli bir sistem yoktur. Başarmayı arzulamanız ve inanmanız gerekir. Aralarındaki farkı yaratan yegane unsur; sahada oynarken bir farklılık yaratma konusunda gösterdikleri cesarettir.”

Bizde o cesaretten çok var. Haydi bakalım!

* Röportajların kaynağı:Four-Four-Two


Hürriyet

The post Matematik de biziz, cesaret de! first appeared on HepsiGündem.COM " Gündem,Güncel Haberler Burada ".

Okumaya devam et...
 
reklam
reklam
reklam
reklam
Geri
Üst