H
hepsigundem
Guest
Onlar birlikte üretiyor, birçok projede birlikte rol alıyorlar. İş ortaklığının dışında da gerçekten iyi anlaşıyorlar; “Biz aslında iş arkadaşı değil, gerçekten arkadaşız” diyorlar. Tıpkı projelerindeki gibi ikisi de çok esprili ve sıcak. Bütün başarılarına rağmen ikisinde de egodan eser yok. Yeni yıl öncesi, yılbaşı çekimi için takım elbiseleri çekip pozlarını veriyorlar. Ardından başlıyoruz muhabbete…
◊ Yıllar önce aslında televizyonda üç sezonluk bir program yapmıştınız. Sonra dizilerle çok güçlü bir ivme yakaladınız. Türk mizahında güzel bir noktaya geldiniz, zirvedeki isimlerden oldunuz. Bu kadarını bekliyor muydunuz?
Kerem Özdoğan: Bekliyorduk diyemeyiz. Yani kendimizi zirvede gördüğümüz de yok. Böyle bir şeyi mütevazılıktan da diyemeyiz zaten. Sen zirvedeyim diyor musun?
Giray Altınok: Demiyorum.
Kerem Özdoğan: De oğlum, hakkındır (gülüyor).
Giray Altınok: Yani zirve diyemeyiz de yaptığımız işlerin seyirci tarafından onaylandığı, beğenildiği bir dönemdeyiz. O bize çok büyük mutluluk veriyor. Aslında yaparken bu iş mükemmel bir sonuca mı ulaşacak diye düşünmüyorsun. Sevdiğin ve güldüğün şey neyse onu yapıyorsun. Biz de onu yapıyoruz. Zaman içinde üstüne koydukça beğenilmesi, bir ivme tutturabilmek ikimizi de çok mutlu ediyor.
◊ Bu durum sonraki işlerde, ‘Hep daha iyisini yapmalıyız’ stresini beraberinde getiriyor mu?
Kerem Özdoğan: Klişe olacak ama hakikaten eğlendiğimiz şeyi yaptığımız için belki insanlar bir yerden sonra bizim eğlendiğimiz şeyle eğlenmemeye başlayabilir.Bunu yaptık, üstüne koyalım, daha da üstüne koyalım, ne yapabiliriz, eli yükseltelim kaygımız oluyor.
◊ Gerçekten sadece eğlendiğiniz şeyi mi yapıyorsunuz? Hiç mi işin matematiğine bakmıyorsunuz?
Kerem Özdoğan: Senaryonun kendi içinde matematiğini kuruyoruz, eğlence, içerik üretme kısmı… Ama ‘İnsanlar şuna gülüyor, hadi şurada bir şive komedisi yapalım’ diye düşünmüyoruz.
Giray Altınok: Kendi sevdiğimizi yaptığımız için seyirci de sevdi. Ama bir gün bizim güldüğümüzle seyircinin güldüğü aynı olmayabilir. O zaman biz de “Seyirci gülmüyor, o zaman kendi güldüğümüz, bir önceki neyse ona devam edelim” diyebiliriz.
Kerem Özdoğan: Bir de insanlar neye gülüyor bilmiyorum, ‘Şuna gülerler’ diye yazarsam ve gülmezlerse, çok kötü bir his olur.
Giray Altınok: Bazen bu kesin çok reaksiyon alacak dediğimiz bir şeye de seyirci gülmeyebiliyor. ‘Bunu yazdık ama işte…’ dediğimiz bir şey de çok beğenilebiliyor.
‘DÖRT HAFTA BOYUNCA KİRLETİLDİM’
◊ İlk sinema filminiz ‘D.I.S.C.O.’ 1 Ocak’ta vizyonda. Bu bildiğimiz disco mu yoksa bir açılımı var mı?
Giray Altınok: Açılımı ‘Department of International Spyness and Crime Organization’ (Uluslararası Casusluk ve Suç Örgütü Dairesi).
◊ Böyle film adı mı olur?
Kerem Özdoğan: O yüzden kısalttık, uluslararası istihbarat örgütünün kısaltılmış hali oldu.
◊ Ne anlatıyor film?
Giray Altınok: Bir aksiyon komedi filmi. Uluslararası ‘D.I.S.C.O’ adlı bir örgütte çalışan Ertan (Kerem Özdoğan) isimli bir ajanla, Bandırmalı bir kuaför olan Zafer’in (Giray Altınok) bir otelde yolları kesişiyor… Kuaför, ajanın görevine musallat oluyor ve olaylar başlıyor.
◊ Siz ilk kez bir aksiyon işi yapıyorsunuz. Sevdiniz mi?
Kerem Özdoğan: Yazması, çekmesi, oynaması farklı. Bu işte patlama, kaçma, araba kovalama… Curcunası bitmiyor.
Giray Altınok: Kerem’in dövüş sahneleri var, eğitim aldı bir de, güzel dövüştü.
Kerem Özdoğan: Öbür türlü ‘Bu adam ne yapıyor’ gibi bir şey olurdu. Nasıl duracağımı falan gösterdiler, ben daha durmayı bilmiyormuşum!
◊ Senin saçların yokken saçları olan bir kuaförü oynama fikrin de çok iyiymiş… Sen de eğitim aldın mı?
Kerem Özdoğan: Zaten mizahımız bu.
Giray Altınok: “Kel oynamak istemiyorum” dedim, böyle bir senaryo yazdık. Ama eğitim almadım, “Kerem ‘Prens’te ata binmediyse ben de burada fön çekmeyeceğim” dedim. Hiç fön çekmeden filmi tamamladık.
Kerem Özdoğan: Bu arada filmle ilgili aklımda kalan şey pis olduğum.
◊ Nasıl yani?
Kerem Özdoğan: Beş hafta çalıştıysak, ben dört hafta boyunca kirletildim. Kirletilme sahnem filmde…
◊ Böyle açıklamalar yapıyorsun, sonra “Dört hafta kirletildim” diye yazacağım, şaşırma…
Kerem Özdoğan: (Gülüyor) Giray beni kirletti; çünkü o sahneleri o yazdı.
Giray Altınok: Onun kirletildiğim dediği şey de; sanmayın çamurlarda falan yuvarlanıyor. Koltukta
oturuyor, dört tane makyajcı ona makyaj yapıyor,
o kadar!
◊ Bu film izleyiciye ne vaat ediyor?
Giray Altınok: “İyi ki bu filmi izledim” diyeceksiniz. Damaklarında tatlı bir tat kalacak. Hızlı, tempolu, komik… Filmimizden eminiz.
◊ Filmin adından yola çıkıp sorayım, sizin disco ruhunuz var mıdır?
Giray Altınok: Dünya bir disco aslında. Çıldırmış bir durumda. Onu da simgeleyen bir şey.
◊ Güzel başlık…
Kerem Özdoğan: Kirletildim daha güzel bence (gülüyor).
‘REKABET YA DA KISKANÇLIK OLSAYDI DEVAM ETMEZDİK’
◊ Siz nasıl bir ikilisiniz?
Giray Altınok: Bir arada çalışmayı seven, çok iyi anlaşan, içerik üretirken sonunu düşünmeyip o anın eğlencesini çıkaran, iyi arkadaş olan, tatlı
bir ikiliyiz.
Kerem Özdoğan: Biz aslında iş arkadaşı değil, gerçekten arkadaşız. Mesela ofise gittiğimizde, 7 saatimiz goygoyla geçiyor. Taksim’de yürüyor, orayı burayı geziyoruz. O gün, sadece bir saat içinde bir şey çıkarsa ne mutlu bize, o da bizim kârımız oluyor.
Giray Altınok: Ama o bir saatte çıkanlar da 7 saatlik goygoyun etkisiyle çıkıyor.
◊ İkili isimlerin ya da grupların sinema ve müzik dünyasında dağıldıklarına çok şahit olduk. Araya belirli bir süre sonra rekabet ve kıskançlıklar girebiliyor. Hiç sizin böyle duygular hissettiğiniz oluyor mu?
Giray Altınok: Aramızda rekabet ya da kıskançlık olsaydı devam etmezdik.
Kerem Altınok: Kıskançlık Giray’da yok, bende de hiç bulunmadı. Dağılanlar bu yüzden dağılmıştır diyemem ama öne geçme, şöhretle gelen bir istek olabilir, çok insani bir durum. Bizdeyse mesela sahne yazarken mümkünse Giray’a daha çok yazalım, o daha çok çalışsın isterim. Ne olacak, sonunda aynı parayı alıyorsun (gülüyor).
◊ Dışarıdan bakıldığında ikinizin arasında daha fırlama duran Giray, Kerem daha sakin görünüyor. Öyle mi?
Giray Altınok: Ben dışarıya gösterdiğim kadar fırlama değilim, Kerem tam tersi göstermediği kadar fırlama, sonradan açılır.
Kerem Özdoğan: O dışarıda, ben içeride fırlıyorum (gülüyor).
Giray Altınok: Kasımpaşalı Fırfır Kerem, tanımıyor musun (gülüyor)?
‘DELİRDİ DİYE DÜŞÜNDÜM’
◊ Birlikte yazma hikâyeniz nasıl doğdu?
Kerem Özdoğan: 2014’te ‘Buyur Buradan Bak’ programında tanışmıştık. 2016’da Giray, bir gün uyanıp aradı, “Koltukta uyandım, bir anda kendimi başka biri olarak algıladım ve gerçekliğimi mi yitirdim” diye bir hikâye anlatmaya başladı. Ben delirdi diye düşündüm. Televizyona çıkan her insan belli bir şeyden sonra unutulunca delirir ya… “Bu bayağı hızlı delirdi” dedim. Sonra koltukta hissettiği şey için “Bunu film yapabilir miyiz” dedi. Daha önce film yazmamıştım, onun yazdığı çok şey vardı. Herhalde bende bir ışık gördü.
◊ Gerçekten koltukta kendini başka biri gibi mi algıladın?
Kerem Özdoğan: Yaz günü deri koltukta niye yatarsın?
Giray Altınok: Koltuğu yeni almıştık (gülüyor). Koltuğa dönük uyumuşum. Uyanınca koltuğu gördüm ve bir an koltuğu aldığımızı unuttum. Bir an oldu, yarım saniye bile sürmedi ama ‘Başka Bir Sen’i kaleme almaya başladık. Modumuz birbirine uyunca serüvenimiz başladı.
◊ Komedi ve güldürme dürtüsünün başlangıcını bazı komedyenler bir sebebe ya da geçmişe dair travmalara bağlayabiliyor. Sizin sebebiniz neydi?
Giray Altınok: 4-5 yaşındayken akrabalar arasında kostümler giyer, taklitler yapardım. Ama bir travma hatırlamıyorum.
Kerem Özdoğan: Ben ekmek tahtasını elime alıp, gitar gibi yapıp Kayahan şarkıları söylerdim. İnsanlar akraba ziyaretine gelmiş, iki sohbet edecek; ***** bir çocuğun gösterisini dinlemek zorunda kalıyorlardı. Sonra vazgeçtim.
Giray Altınok: Ben vazgeçmedim. Farklı yaşlarda çok fotoğrafım var; zamanın popüler olan şeyi neyse o taklitlerle devam etmişim.
◊ Giray’la daha önce konuşmuştuk; onun hikâyesinde birçok zorluk vardı… Ama hayallerinin peşinden gitmiş. Sen neler yaşadın?
Giray Altınok: Kerem’in niyeti İzmit’te internet kafe açmaktı. Yakın zamana kadar öyleydi.
Kerem Özdoğan: Su ürünleri okudum; o da rahat bölümdü, o yüzden tercih etmiştim. O sırada Ege’de (Ege Üniversitesi) okurken tiyatro topluluğundaydım, “Bunu yapmak, tiyatrocu olmak istiyorum” dedim. İstanbul’a gidip Haliç Üniversitesi’nde oyunculuk okudum. Sonra ‘Buyur Buradan Bak’ başladı, 2015’te bitti, sonraki 5 sene bocalama süreci çok uzundu.
Giray Altınok: Şakasız zordu o zaman.
Kerem Özdoğan: Senaryo yazıyorsunuz ama kabul edilmiyor. Çok sancılı süreçler. Kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz “Ne iş yapacağız? Bırakmasaydım keşke su ürünlerini” falan diye.
Giray Altınok: Yaş da ilerliyor. Ama vazgeçmedik, bir yerde olacak dedik.
Kerem Özdoğan: Aile desteği de önemli, “Gir, bir yerde çalış” deseler mecbursun. Ama bize çok destek oldular.
‘YAŞLANDIĞIMI YAPAY ZEKÂ VE NORMAL VİDEOLARI AYIRT EDEMEDİĞİMDE ANLIYORUM’
◊ Yeni yıla sayılı günler kaldı. 2025 sizin için nasıl geçti?
Giray Altınok: Çok güzel geçti.
◊ 2026 dilekleriniz var mı?
Kerem Altınok: Çok güzel geçsin.
Giray Altınok: Her şey genel olarak çok zorlaştı. Dünyada özellikle ekonomik olarak mutlu insan sayısı gitgide azalıyor. Felaketler büyüdü. Yaptığımız şeyden tat alma konusunda zor bir noktaya doğru evriliyoruz. Hem küçük ölçekte ülkemiz hem bütün dünya, hep kötü haberlerle beslenmeye alıştık artık. O yüzden iyi şeylerin, iyi ve güzel haberlerin çoğaldığı, daha müreffeh, herkesin biraz daha nefes alabildiği bir yıl diliyorum.
◊ Giray sen 7 yıllık evlisin, Kerem 3 yıllık. Giray senin bebeğin Emir 16 aylık, Kerem seninki, Leyla 5. Babalık hayatınızda neleri değiştirdi?
Kerem Özdoğan: İlk gördüğümde “Ben birisinin babasıyım” duygusu çok garip gelmişti. Sonra anksiyete geldi; okul taksitleri falan olacak, gelecek kaygısı… Tabii şu an çok küçük ve eşim Cansu daha çok ilgileniyor ama ateşi çıktığında falan panik oluyorum.
Giray Altınok: Bizimki daha hareketli artık. Yürüyor, kelimeler başladı; “Karga, baba, anne” gibi şeyler söylüyor.
Kerem Özdoğan: Karga nereden çıktı?
Giray Altınok: Artık iletişim kuruyor. Normalde kucakta durmaz, bu sabah durdu. Oturdu, ona tişörtümdeki baykuşu anlattım, dışarıda kargalar vardı, bana “Dışarıda kargalar var” dedi. Sonra “Baba”
deyip kafayı koydu. Ben buraya uçarak geldim. İletişim kurması bambaşka bir duygu. Kerem de bunu yaşayınca görecek.
◊ Ne kadar sosyal medya insanısınız?
Giray Altınok: Benim vaktimi en çok TikTok izlemek alıyor. Orası bir dehliz. Yaşlandığımı da yapay zekâ ve normal videoları ayırt edemediğimde anlıyorum.
Hürriyet
The post Giray Altınok: ‘Ben dışarıya gösterdiğim kadar fırlama değilim, Kerem de tam tersidir’ – Kerem Özdoğan: ‘O dışarıda, ben içeride fırlıyorum’ first appeared on HepsiGündem.COM " Gündem,Güncel Haberler Burada ".
Okumaya devam et...

