reklam
reklam
reklam
reklam

Aytaç Şaşmaz: ‘Savaşım hep kendimleydi’

hepsigundem

Administrator
Yönetici
10
Katılım
7 Ocak 2026
Mesajlar
21,105
Tepkime puanı
0
Puanları
1
Yaş
38
Konum
İstanbul
Web sitesi
www.hepsigundem.com
aytac-sasmaz-savasim-hep-kendimleydi-0-tzSKgFLc.jpg



Aytaç Şaşmaz’la kariyerinin başından beri tanışıyoruz. O ilk günkü Aytaç gibi. “Hep kendim kalıp kendim olmaya çalıştım. Ailemle, arkadaşlarımla konfor alanında kaldım, kendimi eğitmeye, öğrenmeye devam ettim” diyor. Yıllar geçtikçe daha da yakışıklı oluyor. Yüzü hep gülüyor ve etrafına pozitif enerji dağıtıyor. Başlıyoruz muhabbete.

Bu sezon bir dizin, bir festival filmin, iki dijital projen var. Böyle denk mi geldi, işleri arka arkaya patlatayım diye mi planladın?

Planlamadım ama bence hayat niyetlerden oluşuyor. Enerjini nasıl tutuyor, neye odaklanıyorsan hayat o sürprizleri sunuyor.

Seni dokuz sene önce ‘Söz’ dizisinde ilk kez gördük. O günkü Aytaç’tan bugüne neler değişti?

O günkü Aytaç çok toydu. O zaman canlandırdığım karakterin adı ‘Çaylak’tı. Ben de sektöre yeni girdiğim için gerçekten bir çaylaktım. Orası okulum oldu, hayata dair şeyleri öğrenip mesleğime âşık bir şekilde devam ettim. Çünkü bir şeyleri kavramadan hayata devam etmek seni afallatıyor. Kendi başıma bir adamdım. Rekabet içinde olmayan, kendiyle savaşan, kendiyle yüzleşen, kendini anlamaya çalışan… İstanbul’da kendimi o kadar yalnız hissettim,
o kadar çıkmazın içinde buldum ki, ‘Bir şeyleri öğrenip anlamam, kavramam lazım’ dedim. Bu bana olgunluk kattı sanıyorum.

Abin İsmail Ege Şaşmaz’ın da İstanbul’da oyunculuk yapmaya başladığı dönemde İstanbul’a geliyorsun. Neden çıkmazın içinde gibi hissettin?

Ben 17, abim 22 yaşındaydı. Manisa’da dört sene tiyatro yaptıktan sonra gelmiştim ama ‘Burada oyuncu olmak istiyorum’ dediğin yerde birilerini buna inandırmaya çalışmak zordu. Yeni doğan bir çocuk gibisin ve birileri sana inansın istiyorsun, kendince bir savaşa giriyorsun. Konservatuvar sınavlarına girdim, kazandım ama o dönem o bütçeyi okula ayıramadım. Abimin o dönemki ajansına girdim, ‘Kötü Çocuk’ filmi geldi, 3-4 sahnem vardı. En azından seti anlamaya çalıştım. Hayat bana çok güzel nimetlerini sunmaya başladı. Oradaki yönetmenimiz Yağız Alp Akaydın, ‘Söz’e audition (oyuncu seçimi için deneme çekimi) istedi ve o serüven öyle başladı.

“İstanbul’a geldiğimde okula bütçem yetmedi” dedin. O dönem farklı işlerde çalıştın mı?

Beşiktaş’ta Balıkçılar Çarşısı’nın karşısında bir kafede bir sene garsonluk yaptım. Oradan zar zor izin alıp deneme çekimlerine giderdim.

‘Değişmedim’

Sektöre girip insanları tanıdıkça nelerle yüzleştin?

Çevremdeki insanlar belki değişti ama ben değişmedim. Kendi yolumda, kendi halimde, kendi dünyamda devam ettim. Savaşım hep kendimleydi.

Nasıl değişmeden kalıyorsun?

Bu kalbinle ya da sana gelen değerleri, karşına çıkan şansları senin nasıl değerlendirdiğinle alakalı. Onları alıp, cebine koyup böbürlenmeye, kibirlenmeye başlarsan bence o yol tatsız tuzsuz, keyifsiz olur. Ben hep kendim kalıp kendim olmaya çalıştım. Kendi dünyamda da çok kalabalık bir dost meclisim yok. Ailemle, arkadaşlarımla konfor alanında kaldım, o alandan çıkmadım ve orada kendimi eğitmeye, öğretmeye devam ettim.

Geçen sürede en yanlış anlaşıldığın şey ne oldu?

Kendimi hiç açıklamaya çalışmadım. Açıkladığım yerlerde de dürüst, kendim oldum. Hiç başka biriymiş gibi davranmadım. Dürüst olunca zaten bence bunlardan sıyrılıyorsun. Instagram’a girip fotoğraflarıma baksan gülen birini görürsün. Hayatımda da gülmeye çalışıyorum.

Yakışıklı olmak başlarda ciddiye alınmamana neden oldu mu?

Her zaman yeteneğimi ya da isteğimi, arzumu, meslek aşkımı ön plana çıkarmaya çalıştım. Bence yakışıklılık, güzellik ya da başka bir şey, bunlar seni ekranda belki bir yere koyabilir ama devamını getiremezsin. İşini aşkla yapmadıktan, canlandırdığın karakterlerin hakkını vermedikten sonra ne kadar devam edebilirsin ki… Benim için hayat her gün yeni bir challenge’la (meydan okuma), kendi içimde yeni bir savaşla geçiyor.

Yakın zamanda bir röportajında “Daha çok ben demeye başladım” demişsin. Daha bireysel bir hayata mı geçtin?

Kendime, özüme, Aytaç’a dönmeye başladım. Dostluklarımda kendimi ifade şeklim çok daha duygusaldı. Şimdilerde daha net bir yerden yaklaşıyorum, kırıldıysam, bir şey yaraladıysa direkt söylüyorum. Dürüst olmak kadar güzel bir şey yok.

aytac-sasmaz-savasim-hep-kendimleydi-1-LDOIq6rO.jpg




‘DANS ETMEK BENDE BAŞKA BİR KAPI DAHA AÇTI’

Yeni projelerin neler?

Çekilen fakat daha gösterime girmeyen, Soner Caner’in yönetmenliğini yaptığı bir festival filmim var: ‘Mavi Kuş’. ‘Kaosun Anatomisi’ yayında, böylesine şahsına münhasır bir hikâyenin içinde bulunduğum için kendimi çok şanslı hissettim. Bütün aşamalarına şahit olduğum muhteşem bir yolculuktu, yapımcımız ve hikâye yaratıcısı Abdurrahman Akarsu’ya teşekkürler. ‘Sevdiğim Sensin’ başladı. Orada Erkan karakterini canlandırıyorum. Tabiri caizse kurtarıcı bir karakter, yardıma ihtiyacı olan birini görmezden gelip hayatına devam edemeyen vicdanlı biri.

Nasıl bir hikâye?

Aldur ailesinin küçük oğlu Erkan’ın, en yakın arkadaşı askerde şehit oluyor. Erkan yaşadıkları olayla yükü üstüne alıyor ve bunun ağırlığını üzerinden atmak için askere gidiyor. Askerdeyken deprem oluyor. O dep-
remde depremzedelere yardım etmek için bir tim çıkıyor. Erkan da bir köye gidiyor, Dicle karakteriyle yolları kesişiyor. Erkan, Dicle’nin hayatını kurtarmak için onunla evlenmek zorunda kalıyor. Onu yaşadığı köyden İstanbul’a getiriyor. Hikâye tam burada başlıyor. Helin (Kandemir) Dicle karakterini öyle güzel, hisseden bir yerden oynuyor ki onunla senaryodaki anları paylaşmak yaptığım işten daha da keyif almamı sağlıyor. Yönetmenimiz Gökçen Usta işin hazırlığından bu yana hep en büyük destekçimiz. Güzel kalpli ve işine saygıyla bakan insanlarla çalışmak büyük bir şans. Bunun kıymetini bilmeye çalışıyorum.

Gerçek hayatta kurtarıcı mısındır?

Bence kurtarıcıyım. Niye dersen, zaten çocukluktan beri feyz aldığım karakter, karşılıksız iyilik yapmayı seven Superman karakteri. Eskiden karşıma yardıma muhtaç biri çıksın da ben de yardım edeyim, benim de varlığımın bir amacı olsun gibi bir yerden bakıyordum. Büyüdükçe de bu düşüncem devam etti.

‘Mavi Kuş’ ilk festival filmin olacak. Bir dansçıyı canlandırıyormuşsun. Normalde dans eden biri değilsin. Seni filmde dans ederken görecek miyiz?

Oyunculuk için öğrenmem gereken şeyleri öğreniyor ve bundan keyif alıyorum. Film boyunca dans ediyorum. Bir sokak dansçısı. Alternatif dans etmek bende başka bir kapı daha açtı. Kendimi ifade etmenin başka bir yolu gibiydi.

2022’de bir şarkı çıkardın. Sonra müzik çalışmaların durdu. Neden?

Oyunculuk hayallerim yokken şarkıcı olmak istiyordum. Şan eğitimleri, gitar dersleri alıyordum. ‘Aytaç, böyle bir hayalin vardı, bunları gerçekleştirmen lazım’ dedim, ‘Barındığım Hikâye’ ve ‘Vazgeçme’yi yaptım. Ama huzurlu anlarda müzik yapmak gerek, şu sıralar çok şeyle meşgulüm, çalışıyorum çok şükür ki. Öyle bir vaktim olsa belki yine odaklanacağım.

‘ÖNYARGILI OLMAK ÇOK KÖTÜ’

19 yaşından beri göz önündesin. Fan kitlesi yüksek işlerde rol aldın. Bu sırada sosyal medyada linç kültürüyle de tanıştın. Orada söylenen laflar seni ne kadar etkiliyor?

Birinin seni tanımadan, anlamadan, yaşadıklarını bilmeden bir şeyler söylemesi tabii seni yoruyor ya da üzüyor. Ama bir yerden sonra şunu görüyorsun; onların hayata dair güzel bir düşünceleri yok. Önyargılı olmak çok kötü.

Instagram’da çok az kişiyi takip etmeye devam ediyorsun. Herhalde bir sabah kalktın, Instagram hesabında takip ettiğin herkesi sildin. O gece ne yaşadın?

O dönem Londra’ya dil eğitimine gitmiştim. Çok insanın hayatına şahit olunca kendimi çok kalabalık hissettiğimi fark ettim. İnsan bazen kabuğuna çekilip kendi dünyasında kalmak istiyor ama telefon hep elimizde. Dedim ki ben niye bunlara şahit olup duruyorum? Sadece ailemi ve işimle alakalı şeyleri takip etmeye başladım. Bana daha iyi geldi.

aytac-sasmaz-savasim-hep-kendimleydi-2-dS2ZcCuO.jpg




‘BELKİ DERTLİ, BELKİ YÜKSEK, İNSANI ÇIKMAZLARA SOKAN BİR DUYGU’

Şu sıralar hayatında kimse yok. Nasıl biri ilgini çeker?

Dürüst, samimi, gerçek, ayakları üzerinde duran, kendini tanıyan, karşısındakine saygı duyan, güven içinde olan biri ilgimi çeker.

Hiç mi fiziksel olarak aradığın bir özellik yok?

Hayır, bence onlar eskide kaldı. Artık temiz bir kalp bulmak kadar güzel bir şey yok.

Bunca sene romantik işlerde, dramlarda oynadın, aşkı çözebildin mi?

Vallahi ben çözmüş değilim. Belki dertli, belki yüksek, çok büyük, insanı çıkmazlara sokan bir duygu. Belki içeride yaşanan bir hastalık, bilmiyorum. Bunu tasvir etmek insandan insana çok değişir. Şu an yaşayan, ilişkisi biten ya da hayatı yalnız yaşayan biri aşkı başka anlatır. Ama benim şu an çok anlatabileceğim bir şey değil.

Sosyal medyada pek yoksun, gece çıkmıyorsun, çok sosyalleşmiyorsun. Kendine uygun biriyle nasıl tanışacaksın?

Seni bulması gereken ya da senin bulacağın kişi, senin kendini temiz tuttuğun, bozmadığın, kendinle çelişmediğin yerde seni bulur. Bir bakarsın karşında. O bir şanstır, nasiptir.


Hürriyet

The post Aytaç Şaşmaz: ‘Savaşım hep kendimleydi’ first appeared on HepsiGündem.COM " Gündem,Güncel Haberler Burada ".

Okumaya devam et...
 
reklam
reklam
reklam
reklam
Geri
Üst