- Katılım
- 7 Ocak 2026
- Mesajlar
- 21,976
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 1
- Yaş
- 38
- Konum
- İstanbul
- Web sitesi
- www.hepsigundem.com
Araştırmanın merkezinde, Atlantik Meridyenel Devrilme Dolaşımı (AMOC) adı verilen ve okyanuslarda devasa bir su döngüsünü oluşturan akıntılar sistemi bulunuyor. AMOC, tropik bölgelerden sıcak suyu Kuzey Atlantik’e taşıyan ve iklimi düzenleyen bir ‘doğal taşıma bandı’ görevi görüyor.
Ancak bilim insanlarına göre, bu taşıma bandı artık kritik bir kırılma noktasına doğru ilerliyor. Yeni yapılan kapsamlı simülasyonlar, eğer sera gazı emisyonları bugünkü seviyelerinde kalırsa, bu hayati sistemin geleceği sanıldığından çok daha büyük bir tehlike altında.
Bu da akıllara şu soruyu getiriyor: İnsanlık bu çöküşten nasıl etkilenecek?
DÜNYAYI BEKLEYEN TEHLİKELER NELER?
Araştırmalar, AMOC’nin önümüzdeki yıllarda çökebileceğine dair çarpıcı bulgular içeriyor. Çevre bilimleri alanında saygın ve uluslararası hakemli bir bilimsel dergi olan Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, yüksek emisyon senaryolarında AMOC’nin tamamen kapanmasını mümkün görünüyor.
Sistem şu anda tropik bölgelerden aldığı sıcak ve tuzlu suyu Kuzey Atlantik’e taşıyarak iklimi dengelemeye yardımcı oluyor. Körfez Akıntısı, ABD’nin doğu kıyılarında sıcaklıkları ılıman tutarken, Avrupa’nın kuzeybatısını soğuk iklimlerden koruyor. Ancak sistem çökerse, bu denge tamamen bozulabilir.
TÜRKİYE İÇİN ÖZEL UYARILAR
Küresel ölçekte yaşanacak bir AMOC çöküşü, Türkiye’yi doğrudan etkilemese bile, dolaylı etkileri oldukça yıkıcı olabilir. Konuya dair Hurriyet.com.tr’den İsmail Sarı’ya konuşan İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Meteoroloji Uzmanı Dr. Güven Özdemir ciddi uyarılarda bulundu.
Dr. Güven Özdemir, artan enerji ihtiyacının fosil yakıt kullanımıyla karşılanmasının dünya genelinde atmosfer sıcaklıklarının hızla yükselmesine yol açtığını belirtti. Dr. Özdemir, “Bu durum, doğal afetlerin sayısının ve şiddetinin artmasına, geniş alanlarda olumsuz hava koşullarının görülmesine neden oluyor. İklim krizinin en önemli sebeplerinden biri de budur” dedi.
Ayrıca uzman isim, iklim değişikliğinin etkilerini de gözler önüne serdi: “Buzulların erimesi, Arktik deniz buzunun azalması ve tatlı su kaynaklarının okyanus suyuna karışması gibi gelişmeler yaşanıyor. Bu durum, okyanusların tuzluluk oranını ve yoğunluğunu değiştirerek Körfez akıntısının hız ve yönünde farklılıklara yol açtı. Tüm bu değişimler, daha ağır iklim olayları ve felaketlerin ortaya çıkma riskini artırıyor. Ayrıca, küresel ölçekte yerkürenin hava dengesinde de ciddi değişimlere sebep olabilir.”
PEKİ, BÖYLE BİR DURUMDA TÜRKİYE’Yİ BEKLEYEN İKLİM SENARYOLARI NELER?
Dr. Güven Özdemir’in değerlendirmelerine göre, AMOC sisteminin çöküşü Türkiye’de, şu problemlere neden olacak:
1- Biyolojik çeşitliliğimiz azalacak.
2- Sera gazları, özellikle karbondioksit emisyonları artış gösterecek.
3- Tarım ve hayvancılık sektörünün her türlü üretiminde inanılmaz olumsuz etkisi söz konusu olacak.
4- Aşırı sıcaklık dalgaları ve ani yağış rejimleri gibi uç hava olayları artacak.
5- Gıda fiyatları yükselecek ve gıda güvenliği sorunları yaşanacak.
Ayrıca, deniz seviyesinin küresel ölçekte yükselmesi, Türkiye kıyılarını da tehdit edecek. Özellikle Karadeniz ve Akdeniz’de kıyı bölgelerinde yer alan tarım ve turizm merkezleri, bu değişimlerden olumsuz etkilenebilir.
BU ÇÖKÜŞE BİR ÇÖZÜM BULUNDU!
Hollanda’dan iki bilim insanının projesi tüm bu kötü senaryoları tersine çevirebilir. Geçtiğimiz günlerde Science Advances dergisinde yayımlanan araştırmaya göre Rusya ile Alaska arasında dar bir geçit olan Bering Boğazı’na yaklaşık 80 kilometre uzunluğunda bir baraj yapılması, hassas bir okyanus akıntıları sistemini dengeleyebilir ve potansiyel olarak iklimin çarpıcı değişikliklere uğramasını engelleyebilir.
BERİNG BOĞAZI BARAJI ÇÖZÜM MÜ, RİSK Mİ?
Peki, Bering Boğazı’nın bu noktada rolü ne olabilir? Aslında boğaz, Pasifik’ten Arktik Okyanusu’na ve oradan Atlantik’e büyük miktarda tatlı su taşıyan bir geçit. Araştırmacılar, barajın üç okyanus arasındaki tatlı ve tuzlu su dengesini değiştirerek AMOC üzerinde etkili olabileceğini belirtiyor.
New York Times’ta yer alan haberde Utrecht Üniversitesi’nden doktora adayı Jelle Soons ve meslektaşı Henk A. Dijkstra, bilgisayar modellemeleriyle bu senaryoyu test etti. Modellemeye göre AMOC güçlü ise, baraj Arktik Okyanusu’ndan Atlantik’e akan tatlı su miktarını azaltarak Kuzey Atlantik’in tuzluluğunu koruyacak ve akıntıyı stabilize edecekti.
Ancak AMOC zaten çökme noktasına yakınsa, baraj tam tersi bir etki yaparak akıntıyı daha da dengesizleştirebilir. Bu da barajın zamanlamasının kritik önem taşıdığını gösteriyor.
Colorado, Boulder’daki Ulusal Atmosfer Araştırma Merkezi’nden iklim bilimcisi Aixue Hu, AMOC’un ne kadar yakın bir gelecekte çökebileceğini kesin olarak bilmenin mümkün olmadığını belirtiyor. Hu’ya göre, bu belirsizlik, barajın iklimi stabilize edip etmeyeceğini öngörmeyi zorlaştırıyor. Yine de AMOC çöküşünün potansiyel yıkıcı etkileri göz önüne alındığında, araştırmanın ciddi şekilde ele alınması gerektiğini vurguluyor.
UYGULANABİLİRLİK VE ÇEVRESEL ENDİŞELER
Soons, çalışmalarının ‘kavram kanıtı’ niteliğinde olduğunu ve henüz somut bir uygulama planı olmadığını belirtiyor. Bering Boğazı’na yapılacak bir barajın derinlik ve hacim açısından mevcut iki dev barajla Güney Kore’deki Saemangeum Deniz Duvarı ve Hollanda’daki Maasvlakte 2 ile karşılaştırılabilir olacağını tahmin ediyorlar.
Bununla birlikte, barajın uygulanabilirliği ve çevresel etkileri konusunda ciddi endişeler bulunuyor. Johns Hopkins Üniversitesi’nden yer ve gezegen bilimleri profesörü Thomas Haine, “AMOC’u stabilize etse bile, balıkçılık ve gemi trafiği üzerindeki etkileri büyük olabilir. Bu fikir, birçok açıdan problemli” diyor. Soons ise bu yapının jeomühendislik açısından kalıcı bir çözüm olduğunu, öngörüldüğü gibi çalışmazsa geri dönüşünün çok zor olacağını ifade ediyor.
Karbon emisyonlarının azaltılması, AMOC çöküşünü önlemenin en güvenli yolu olarak kabul ediliyor. Ancak Soons’un çalışması, ‘en kötü senaryo’ durumunda Bering Boğazı’nda bir barajın teknik olarak mümkün olabileceğini ve araştırmaya değer olduğunu gösteriyor.
Araştırmacılar, olası bir barajın tasarımı, inşası ve çevresel etkileri hakkında detaylı çalışmalar yapılmadan herhangi bir uygulamanın riskli olacağını vurguluyor .Bilim dünyası, AMOC’un çöküşünün küresel iklim üzerinde yaratacağı muazzam etkiler nedeniyle bu gibi radikal fikirleri tartışmaya devam ediyor. Ancak uzmanlar, uygulama öncesinde kapsamlı modellemeler, çevresel etki analizleri ve uluslararası iş birliği olmadan böyle bir projenin hayata geçirilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Hürriyet
The post Akılalmaz plan devrede: Dünyanın kalbi yavaşlıyor! ‘Bir anda olabilir, tüm dengeleri altüst edecek’ first appeared on HepsiGündem.COM " Gündem,Güncel Haberler Burada ".
Okumaya devam et...
Ancak bilim insanlarına göre, bu taşıma bandı artık kritik bir kırılma noktasına doğru ilerliyor. Yeni yapılan kapsamlı simülasyonlar, eğer sera gazı emisyonları bugünkü seviyelerinde kalırsa, bu hayati sistemin geleceği sanıldığından çok daha büyük bir tehlike altında.
Bu da akıllara şu soruyu getiriyor: İnsanlık bu çöküşten nasıl etkilenecek?
DÜNYAYI BEKLEYEN TEHLİKELER NELER?
Araştırmalar, AMOC’nin önümüzdeki yıllarda çökebileceğine dair çarpıcı bulgular içeriyor. Çevre bilimleri alanında saygın ve uluslararası hakemli bir bilimsel dergi olan Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, yüksek emisyon senaryolarında AMOC’nin tamamen kapanmasını mümkün görünüyor.
Sistem şu anda tropik bölgelerden aldığı sıcak ve tuzlu suyu Kuzey Atlantik’e taşıyarak iklimi dengelemeye yardımcı oluyor. Körfez Akıntısı, ABD’nin doğu kıyılarında sıcaklıkları ılıman tutarken, Avrupa’nın kuzeybatısını soğuk iklimlerden koruyor. Ancak sistem çökerse, bu denge tamamen bozulabilir.
TÜRKİYE İÇİN ÖZEL UYARILAR
Küresel ölçekte yaşanacak bir AMOC çöküşü, Türkiye’yi doğrudan etkilemese bile, dolaylı etkileri oldukça yıkıcı olabilir. Konuya dair Hurriyet.com.tr’den İsmail Sarı’ya konuşan İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Meteoroloji Uzmanı Dr. Güven Özdemir ciddi uyarılarda bulundu.
Dr. Güven Özdemir, artan enerji ihtiyacının fosil yakıt kullanımıyla karşılanmasının dünya genelinde atmosfer sıcaklıklarının hızla yükselmesine yol açtığını belirtti. Dr. Özdemir, “Bu durum, doğal afetlerin sayısının ve şiddetinin artmasına, geniş alanlarda olumsuz hava koşullarının görülmesine neden oluyor. İklim krizinin en önemli sebeplerinden biri de budur” dedi.
Ayrıca uzman isim, iklim değişikliğinin etkilerini de gözler önüne serdi: “Buzulların erimesi, Arktik deniz buzunun azalması ve tatlı su kaynaklarının okyanus suyuna karışması gibi gelişmeler yaşanıyor. Bu durum, okyanusların tuzluluk oranını ve yoğunluğunu değiştirerek Körfez akıntısının hız ve yönünde farklılıklara yol açtı. Tüm bu değişimler, daha ağır iklim olayları ve felaketlerin ortaya çıkma riskini artırıyor. Ayrıca, küresel ölçekte yerkürenin hava dengesinde de ciddi değişimlere sebep olabilir.”
PEKİ, BÖYLE BİR DURUMDA TÜRKİYE’Yİ BEKLEYEN İKLİM SENARYOLARI NELER?
Dr. Güven Özdemir’in değerlendirmelerine göre, AMOC sisteminin çöküşü Türkiye’de, şu problemlere neden olacak:
1- Biyolojik çeşitliliğimiz azalacak.
2- Sera gazları, özellikle karbondioksit emisyonları artış gösterecek.
3- Tarım ve hayvancılık sektörünün her türlü üretiminde inanılmaz olumsuz etkisi söz konusu olacak.
4- Aşırı sıcaklık dalgaları ve ani yağış rejimleri gibi uç hava olayları artacak.
5- Gıda fiyatları yükselecek ve gıda güvenliği sorunları yaşanacak.
Ayrıca, deniz seviyesinin küresel ölçekte yükselmesi, Türkiye kıyılarını da tehdit edecek. Özellikle Karadeniz ve Akdeniz’de kıyı bölgelerinde yer alan tarım ve turizm merkezleri, bu değişimlerden olumsuz etkilenebilir.
BU ÇÖKÜŞE BİR ÇÖZÜM BULUNDU!
Hollanda’dan iki bilim insanının projesi tüm bu kötü senaryoları tersine çevirebilir. Geçtiğimiz günlerde Science Advances dergisinde yayımlanan araştırmaya göre Rusya ile Alaska arasında dar bir geçit olan Bering Boğazı’na yaklaşık 80 kilometre uzunluğunda bir baraj yapılması, hassas bir okyanus akıntıları sistemini dengeleyebilir ve potansiyel olarak iklimin çarpıcı değişikliklere uğramasını engelleyebilir.
BERİNG BOĞAZI BARAJI ÇÖZÜM MÜ, RİSK Mİ?
Peki, Bering Boğazı’nın bu noktada rolü ne olabilir? Aslında boğaz, Pasifik’ten Arktik Okyanusu’na ve oradan Atlantik’e büyük miktarda tatlı su taşıyan bir geçit. Araştırmacılar, barajın üç okyanus arasındaki tatlı ve tuzlu su dengesini değiştirerek AMOC üzerinde etkili olabileceğini belirtiyor.
New York Times’ta yer alan haberde Utrecht Üniversitesi’nden doktora adayı Jelle Soons ve meslektaşı Henk A. Dijkstra, bilgisayar modellemeleriyle bu senaryoyu test etti. Modellemeye göre AMOC güçlü ise, baraj Arktik Okyanusu’ndan Atlantik’e akan tatlı su miktarını azaltarak Kuzey Atlantik’in tuzluluğunu koruyacak ve akıntıyı stabilize edecekti.
Ancak AMOC zaten çökme noktasına yakınsa, baraj tam tersi bir etki yaparak akıntıyı daha da dengesizleştirebilir. Bu da barajın zamanlamasının kritik önem taşıdığını gösteriyor.
Colorado, Boulder’daki Ulusal Atmosfer Araştırma Merkezi’nden iklim bilimcisi Aixue Hu, AMOC’un ne kadar yakın bir gelecekte çökebileceğini kesin olarak bilmenin mümkün olmadığını belirtiyor. Hu’ya göre, bu belirsizlik, barajın iklimi stabilize edip etmeyeceğini öngörmeyi zorlaştırıyor. Yine de AMOC çöküşünün potansiyel yıkıcı etkileri göz önüne alındığında, araştırmanın ciddi şekilde ele alınması gerektiğini vurguluyor.
UYGULANABİLİRLİK VE ÇEVRESEL ENDİŞELER
Soons, çalışmalarının ‘kavram kanıtı’ niteliğinde olduğunu ve henüz somut bir uygulama planı olmadığını belirtiyor. Bering Boğazı’na yapılacak bir barajın derinlik ve hacim açısından mevcut iki dev barajla Güney Kore’deki Saemangeum Deniz Duvarı ve Hollanda’daki Maasvlakte 2 ile karşılaştırılabilir olacağını tahmin ediyorlar.
Bununla birlikte, barajın uygulanabilirliği ve çevresel etkileri konusunda ciddi endişeler bulunuyor. Johns Hopkins Üniversitesi’nden yer ve gezegen bilimleri profesörü Thomas Haine, “AMOC’u stabilize etse bile, balıkçılık ve gemi trafiği üzerindeki etkileri büyük olabilir. Bu fikir, birçok açıdan problemli” diyor. Soons ise bu yapının jeomühendislik açısından kalıcı bir çözüm olduğunu, öngörüldüğü gibi çalışmazsa geri dönüşünün çok zor olacağını ifade ediyor.
Karbon emisyonlarının azaltılması, AMOC çöküşünü önlemenin en güvenli yolu olarak kabul ediliyor. Ancak Soons’un çalışması, ‘en kötü senaryo’ durumunda Bering Boğazı’nda bir barajın teknik olarak mümkün olabileceğini ve araştırmaya değer olduğunu gösteriyor.
Araştırmacılar, olası bir barajın tasarımı, inşası ve çevresel etkileri hakkında detaylı çalışmalar yapılmadan herhangi bir uygulamanın riskli olacağını vurguluyor .Bilim dünyası, AMOC’un çöküşünün küresel iklim üzerinde yaratacağı muazzam etkiler nedeniyle bu gibi radikal fikirleri tartışmaya devam ediyor. Ancak uzmanlar, uygulama öncesinde kapsamlı modellemeler, çevresel etki analizleri ve uluslararası iş birliği olmadan böyle bir projenin hayata geçirilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Hürriyet
The post Akılalmaz plan devrede: Dünyanın kalbi yavaşlıyor! ‘Bir anda olabilir, tüm dengeleri altüst edecek’ first appeared on HepsiGündem.COM " Gündem,Güncel Haberler Burada ".
Okumaya devam et...

