reklam
reklam
reklam
reklam

Medeni Kanun 100 Yaşında : Kadın haklarının dünü, bugünü, yarını…

hepsigundem

Administrator
Yönetici
10
Katılım
7 Ocak 2026
Mesajlar
21,085
Tepkime puanı
0
Puanları
1
Yaş
38
Konum
İstanbul
Web sitesi
www.hepsigundem.com
medeni-kanun-100-yasinda-kadin-haklarinin-dunu-bugunu-yarini-0-8k2KZJUa.jpg



Medeni Kanun 1926’da kabul edildi. Türk kadınlarının yaşamında bir dönüm noktasıydı; evlilikten mirasa, boşanmadan soyadına kadar pek çok alanda eşitliğin kapısını araladı. Bugün nafaka hakkından aile arabuluculuğuna kadar pek çok başlık yeniden tartışmaya açılırken mesele yalnızca hukuki bir teknik düzenleme tartışması değil. Aynı zamanda kadınların ekonomik, sosyal ve hukuki güvencelerinin ne ölçüde korunacağı. Medeni Kanun’un 100’üncü yılında, geçmişin kazanımlarına bakarken eşitliğin hangi zeminde durduğunu ve geleceğe nasıl taşınacağını EŞİK (Eşitlik İçin Kadın) Platformu gönüllüsü avukat Sema Yurtbilir’le konuştuk.

◊ Tam bir asır önce 17 Şubat 1926’da Medeni Kanun kabul edildi. Bu kanunla kadınların yaşantılarında ne gibi iyileşmeler oldu?

Bugün Medeni Kanun yalnızca bir yasa değil; kadınların yüzyıllara yayılan eşitlik mücadelesinin, laik ve demokratik bir toplum idealinin somut kazanımıdır. Kadınların evlenme, boşanma, miras, velayet, nafaka ve diğer medeni haklarını güvence altına almıştır. Mirasın eşit paylaşımı, kadınların eşit boşanma hakkı elde etmesi, çokeşli evliliğin ortadan kalkması gibi kadın lehine birçok hüküm bu kanunla düzenlendi. Şer’i hukukta buluğ çağı evlenme için bir ölçüttü. 1926 Medeni Kanun’uyla yaş sınırı getirilerek küçük yaştaki evliliklerin meşruiyeti ortadan kaldırıldı.

◊ 100 yıl içinde başka hangi iyileştirmeler kanuna eklendi?

Kocanın reisliğine dayalı aile modeli vardı ve örneğin kadın çalışmak isterse kocasının izni gerekliydi. Kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan bu hüküm, çok da uzak olmayan bir tarihte, 1990’da Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. 1997’de kadınlar eşinin soyadının önünde kendi soyadını kullanabilmeye başladı. 2002’de yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’yla kadın-erkek eşitliği anlamında çok köklü değişiklikler yapıldı. Kocanın aile reisi olduğuna ilişkin hüküm kalktı. Eşitliğe dayalı bir evlilik ve aile modeli esas alındı. Kadının ev içi emeğine ilk kez ekonomik bir değer verildi ve yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edildi. Aile konutunun satışında veya kira sözleşmesinin sonlandırılmasında diğer eşin açık rızası aranarak bu hakka da güvence getirildi. Tüm bunlar kadın hareketinin emeğinin, eşitlik mücadelesinin sonucudur.

◊ Medeni Kanun’daki bir gelişmelerden biri de 2023’te kadınların evlendikten sonra da kendi soyadlarını kullanma hakkını elde etmeleriydi. Nedir son durum?

Anayasa Mahkemesi Türk Medeni Kanunu’nun “Kadın evlenmekle kocasının soyadını alır” ibaresini ihtiva eden 187’nci maddesini 22 Şubat 2023’te iptal etti. Karar yürürlüğe girer girmez, EŞİK Platformu olarak yaptığımız kurumsal başvuruların tamamında olumsuz cevap aldık. Anayasanın 153’üncü maddesine ve artık Medeni Kanun’da 187’nci madde hükmü olmamasına rağmen evli kadınlara kendi soyadlarını tek başına kullanma hakkı iade edilmedi. Bugün halen nüfus müdürlükleri başvuruları olumsuz yanıtlıyor. Yeni evlenen kadınlara hüküm hiç iptal edilmemiş gibi, istemedikleri halde kocalarının soyadı verilmeye devam ediyor.

◊ Geldiğimiz noktada farklı yargı paketlerinde kadınların kazanılmış medeni hakları yeniden tartışmaya açılıyor. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Nüfus politikalarıyla birlikte yürütülen ‘aile odaklı politikalar’ kadınları doğurmaya, çok kez doğurmaya zorlarken, yeniden reisli aile modeli içine hapsedilen kadınların uğradığı şiddet görmezden geliniyor. Cezasızlıkla faillere cesaret veriliyor. Kadınların miras hakkı Diyanet hutbeleriyle tartışmaya açılıyor. Yoksul kadının tek geçimi olan nafaka hakkı sık sık gündeme getiriliyor. Gündemde olan bu düzenlemeler, kadınların ekonomik, sosyal ve hukuki güvencelerini ortadan kaldıracak düzenlemeler.

‘Derin yoksulluk…’

◊ ‘Aile arabuluculuğu’ ve ‘hızlı boşanma’ gibi uygulamalardan bahsediliyor, nedir bunlar?


Aile arabuluculuğu düzenlemesi, şiddet ve eşitsizlik içeren ilişkilerde kadınları baskı altına alacak, haklarından vazgeçmeye zorlayacak bir mekanizma yaratma riski taşıyor. Kadınlar için güvenli olmayan aile içi ilişkilerde arabuluculuk, eşit olmayan tarafları ‘uzlaşmaya’ zorlamak anlamına geliyor. ‘Hızlı boşanma’ da kadın aleyhine sonuçlar doğurabilecek nitelikte bir girişimdir. ‘Boşanma hızlı gerçekleşsin, mali sonuçlardaki davalar devam edebilir’ şeklindeki bakış, kadınların mali haklarını ileriye öteleyerek yıllarca hak peşinde koşmalarına, derin yoksulluğa sürüklenmelerine neden olur.

‘Yaşam güvencesine ciddi bir saldırı’

Nafaka nedir, ne süreyle verilir ve bu hakkın kadınlardan alınmasının sonuçları ne olur?

Nafaka iddia edildiği gibi keyfi ve süresiz bir ödeme değildir; yalnızca yoksulluğa düşecek eş lehine, belirli koşullar altında bağlanan bir haktır ve koşullar değiştiğinde sona ermektedir. Buna rağmen nafaka hakkı üzerinden Medeni Kanun’un parça parça değiştirilmesi, kadınların ve çocukların yaşam güvencesine yönelik ciddi bir saldırıdır, onları derin bir yoksulluğa sürüklemektir. Nafakanın süreli hale getirilmesi, fon sistemine bağlanması veya fiilen ortadan kaldırılması yönündeki tartışmalar, özellikle eğitim ve çalışma imkânları yıllarca engellenmiş kadınlar için hayatta kalma güvencesinin ortadan kaldırılması anlamına geliyor.


Hürriyet

The post Medeni Kanun 100 Yaşında : Kadın haklarının dünü, bugünü, yarını… first appeared on HepsiGündem.COM " Gündem,Güncel Haberler Burada ".

Okumaya devam et...
 
reklam
reklam
reklam
reklam
Geri
Üst