- Katılım
- 7 Ocak 2026
- Mesajlar
- 949
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 1
- Yaş
- 37
- Konum
- İstanbul
- Web sitesi
- www.hepsigundem.com
Yabancı sanal ağlar ve dijital platformlar Türkiye’de uzun süredir faaliyet yürütüyor, bu süreçte yatırım ve istihdam sağlamadan yüksek gelir elde ediyor. Söz konusu platformlar yıllar içinde sessiz bir şekilde etkilerini artırıyor ve bu da ciddi sonuçlar doğuruyor.
YATIRIMSIZ 158 MİLYAR TL KAZANDILAR
Uzman değerlendirmelerine göre, yabancı dijital platformlar Türkiye’ye yatırım yapmıyor, istihdam sağlamıyor ancak ülkeden elde ettikleri yüksek gelirleri yurt dışına aktarıyor. Bu platformların uzun yıllardır Türkiye pazarında etkin olduğu, buna karşın yerel ekonomiye katkı sunmadığı vurgulanıyor. 2024 yılı verilerine göre X, Meta, Google ve TikTok gibi yabancı platformlara Türkiye’den reklam yoluyla yaklaşık 158 milyar lira aktarıldığı ifade ediliyor.
DİJİTAL PLATFORMLARIN ETKİ ALANI GENİŞLEDİ
Zamanla dijital medya ve sanal platformların yalnızca iletişim alanı olmaktan çıktığı, yeni bir etki ve operasyon merkezi haline geldiği belirtiliyor. Uzmanlar, bu platformların algoritmalar aracılığıyla özellikle gençleri hedef aldığını ve belirli içeriklere yönlendirdiğini dile getiriyor. Bu süreçte suç, şiddet ve toplumsal değerleri aşındırabilecek içeriklerin yaygınlaştırıldığı, bunun da bilinçli bir yönlendirme olduğu görüşü öne çıkıyor.
AVRUPA ÜLKELERİ ÖNLEM ALMAYA BAŞLADI
Dijital platformların etkisinin artmasıyla birlikte bazı Avrupa ülkeleri yaş sınırlaması ve içerik denetimi gibi önlemleri hayata geçiriyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin de benzer adımlar atıp atmayacağı sorusunu gündeme getirdi. Uzmanlar, Türkiye’nin bu konuda gecikmeden politika geliştirmesi gerektiğini vurguluyor.
PEKİ TÜM BUNLAR NE ANLAMA GELİYOR?
Bilişim Uzmanı Osman Demircan, “Farklı üç durumu değerlendiriyor olmamız gerekiyor. Ekonomik anlamda ciddi bir şekilde reklam altyapı bağımlılığımız bulunuyor. Türkiye’de dijitalin payı yapılan birçok araştırmada %74’ler seviyesinde. Bu durum yerli medya için bir gelir sıkışması, haber ekosistemi içinde finans krizi anlamına gelmekte” dedi ve şu detayları verdi:
— Bir diğer durum ise bilginin bulunduğu ortamdaki riskleri. Yani algoritmik dağılım. Bu algoritmalar istenildiği gibi yönlendirilebildiği sürece gündem belirleme sadece algoritmanın ve o algoritmayı yaratanların inisiyatifine kalmış olur. Bu durumun yarattığı en büyük gerçek ise, dezenformasyon, kutuplaşma ve koordineli manipülasyon risklerinin artması.
‘MİLLİ GÜVENLİK SORUNU OLARAK ALGILANMALI’
— Son olarak konunun milli egemenlik sorunu olarak algılanması ve yerel kanunların ciddi şekilde gözden geçirilmesi, yeniden oluşturulması ve kurallara uyulmasının sağlanması gerekli.
— Yabancılar sırf yabancı oldukları için kurallara uymama hakkına sahip değiller. Ülke sınırlarımızda yayın yapan tüm dijital platformlar bu kurallara uymalı.
DİJİTAL İŞGAL UYARISI
Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık da bu konunun bir milli güvenlik sorunu olduğunun ısrarlar altını çizdi, “Türkiye bugün sessiz ama derinden ilerleyen bir ‘dijital işgal’ ile karşı karşıyadır. Yıllardır hayatımıza sızan yabancı dijital platformlar, artık sadece birer iletişim aracı değil, ülkemizin ekonomik damarlarını kurutan ve toplumsal yapımızı hedef alan birer milli güvenlik sorunu haline gelmiştir. Kendi topraklarımızda, bizim vatandaşımız üzerinden milyarlarca dolar kazanan bu yapılar ne Türkiye’ye yatırım yapıyor ne de topladıkları devasa verileri bizimle paylaşıyor” dedi.
REKLAM GELİRLERİNDE ÇÖKÜŞ TABLOSU
“Ekonomik tablo tam anlamıyla bir felaketi işaret ediyor: 2024 yılında sadece reklam aracılığıyla Türkiye’den Google, Meta, TikTok ve X gibi platformlara tam 158 milyar lira aktarıldı. 2014 yılında reklam pastasından %20 pay alan bu yabancı mecralar, bugün pastanın %74’ünü ele geçirmiş durumda. Yerel medyamızın payı ise %26’lara kadar geriledi. Bu, vergi veren ve personel çalıştıran milli basınımızın finansal olarak idam edilmesi demektir” diyen Prof. Dr. Ali Murat Kırık ekledi:
“Mesele sadece para da değil; algoritmalar bugün birer ‘toplum mühendisliği’ silahı olarak kullanılıyor. Bu platformlar, algoritmalarını tamamen kendi çıkarları doğrultusunda belirleyerek Türk toplumunun değerlerini ve sosyal yapısını istedikleri gibi şekillendiriyorlar. Gençlerimiz üzerinde yürütülen ahlaki yozlaştırma operasyonları; kumar, uyuşturucu özendirme ve sapkın akımlar, ‘ifade özgürlüğü’ maskesi altında çocuklarımızın zihinlerine adeta enjekte ediliyor.”
TÜRKİYE BU DURUMA KARŞI NASIL ÖNLEMLER ALMALI?
“Yasaklamak hiçbir zaman çözüm olmayacak. Ama sosyal mecralar ile uyum içerisinde hazırlanan ve uygulatılan kanunlar her zaman sürekliliği koruyacaktır” diyen Osman Demircan alınması gereken önlemleri anlattı:
“Özellikle reklam şeffaflığı, reklamların denetlenebilir olmasının sağlanması ve ilgili devlet kurumlarının reklam kütüphanelerine, reklamın hedeflenmesini sağlayan kriterlere, reklam için harcanan bütçeler ve o reklamlara kimlerin eriştiği verisine erişim sağlanabilmeli. Tabi kâğıt üzerinde kalmayacağına emin olunan ve uygulanmaması halinde ciddi para ve teknik yaptırımların uygulanacağı kanunların hızlı bir şekilde oluşturulması çok önemli.”
‘ÇOCUKLARIN GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASI ŞART’
Yargısal denetimin sanal ortam için de yasal bağlamda süreçlendirilmesi gerektiğinden de bahseden Demircan, “Çocukların güvenliğinin de sağlanması şart. Yaş doğrulamaları tüm platformlar için standart hale getirilmeli ve bağımlılık yaratıcı ya da yaşa uygun olmayan hiçbir algoritmanın çocukların ekranında çalışmaması sağlanmalı. Verginin sağlıklı alınabilmesi için hizmetlerin yasal mevzuatlarla ölçeklendirilebilmesi ve rekabetin daha adil bir şekilde yapılabilmesi için de sanal dünyaya özel, algoritma denetimleri yapan bir kurumun oluşturulması hem hakların daha sağlıklı korunmasını sağlayacak hem de algoritmalardaki yönlendirmeleri kontrol altında tutabilecektir.”
DÜNYADAN DİRENİŞ ÖRNEKLERİ
Dünyada bu sömürü düzenine karşı çok somut zaferler kazanıldığı bilgisini veren Ali Murat Kırık, şu bilgileri verdi:
“Avustralya, dünyada bir ilki başararak bu devleri yerel haber içerikleri için yayıncılara ödeme yapmaya zorladı. Ardından Kanada, çıkardığı kararlı yasayla Google’ın ülkelerine her yıl tam 74 milyon dolar telif ödemesi yapacağını tescilledi. Bu rakamlar gösteriyor ki; dik duran ve yasasını koyan devletler, dijital devleri dize getirip milli servetini koruyabiliyor.”
TÜRKİYE İÇİN DİJİTAL TELİF ZORUNLULUĞU
Prof. Dr. Kırık, Türkiye için de bir ‘Dijital Telif Yasası’nın artık lüks değil, kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu söyledi, “Avustralya ve Kanada’nın kopardığı bu haklar, bizim yayıncılarımız için de bir can suyu olmalıdır. İçeriklerimizi bedava kullanıp üzerinden milyarlarca lira reklam geliri elde eden bu platformlar, ürettiğimiz her haberin bedelini kuruşu kuruşuna ödemek zorundadır. Aksi takdirde, milli yayıncılığımız küresel devlerin kölesi haline gelecektir” dedi.
‘HAREKET ALANLARI DERHAL DARALTILMALI’
Kırık, öte yandan bu platformların Türkiye’deki ekonomik hareket alanının derhal daraltılması gerektiğini söyledi ve ekledi:
“Yerli şirketlerimizin haksız rekabet altında ezilmesini engellemek için mali denetim şarttır. Bu kapsamda, bu devlerin ülkemizden zahmetsizce çıkardığı milyarlarca liranın önünü kesmek adına Dijital Hizmet Vergisi oranları vakit kaybetmeden artırılmalı ve bu gelirler yerli medyanın güçlendirilmesi için kullanılmalıdır.
Dijital egemenliğimizi kazanmak bizim için bir varoluş mücadelesidir. TBMM gündeminde bekleyen Dijital Telif Yasası ivedilikle ve tavizsiz bir şekilde yasalaşmalıdır. Kendi algoritmalarımızı ve yerli medya ekosistemimizi kurmadığımız her saniye, milli servetimiz ve geleceğimiz dışarı akmaya devam edecektir. Türkiye, bu dijital işgale karşı hem hukuki hem de mali kalkanını bugün kuşanmalıdır; yarın çok geç olabilir!”
Bu platformların tarafsız olduğu iddiası, özellikle Filistin ve Gazze’de yaşananlar karşısında tamamen yerle bir olmuştur. Bugün karşımızda tarafsız birer mecra değil, İsrail ve Amerika merkezli işleyen dev bir sansür makinesi vardır. Bu yapılar, mazlumların feryadını görünmez kılan algoritmik oyunlarla gerçekleri dünyadan saklıyor; zalimin zulmünü ise normal bir durummuş gibi pazarlıyor.
Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık
BREZİLYA, FRANSA VE DEVLETE MEYDAN OKUYAN PLATFORMLAR
Dünyada dijital sömürüye karşı duran tek örnekler Avustralya ve Kanada değil; Brezilya ve Fransa gibi ülkeler de bu devlere karşı sert savunma hatları kurarak egemenliklerini koruyor.
Ali Murat Kırık, “Yakın zamanda Brezilya, kendi yasalarını ve yargı kararlarını hiçe sayan X platformunu iki yıl önce erişime kapatarak, hiçbir şirketin bir devletten daha güçlü olmadığını tüm dünyaya kanıtladı ve platformu dize getirerek milyonlarca dolarlık ceza ödemeye mahkûm etti ve kendi kurallarına uydurdu. Benzer şekilde Fransa da Google’a karşı yürüttüğü kararlı hukuk mücadelesini kazanarak, teknoloji devini yerel yayıncıların içerikleri için “telif bedeli” ödemeye mecbur bıraktı. Bu örnekler, dijital devlerin ancak devlet otoritesi ve sarsılmaz yasalarla hizaya getirilebileceğini açıkça gösteriyor” ifadelerine yer verdi.
Yabancı sanal ağların Türkiye’ye yönelik yürüttüğü politikalar, bizi kendi içimizde zayıflatmayı hedefliyor. Verilerimizi yurt dışındaki sunucularda işleyen ve toplumsal gerilimleri tetikleyen içerikleri ön plana çıkaran bu yapılar, modern çağın görünmez istila ordularıdır. Bugün başka bir coğrafyada paylaşılan bir içerik, bu platformlar eliyle saniyeler içinde bizim huzurumuza karşı bir silaha veya finansman kaynağına dönüşebilmektedir.
Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık
ÇİN MODELİ VE VERİ EGEMENLİĞİ
“Kendi dijital kalesini inşa eden Çin örneği ise, meselenin hem ekonomik hem de güvenlik boyutunu en net haliyle ortaya koyuyor. Çin, yabancı platformların veri sömürüsüne en baştan set çekerek kendi yerli ekosistemini kurdu ve bugün 1,4 milyar insanın verisini ülke sınırları içinde tutarak devasa bir ekonomik değerin dışarı akmasını engelledi” diyen Kırık şunları söyledi:
“Türkiye’nin de bu küresel örneklerden ders çıkararak; Fransa’nın telif zaferini, Brezilya’nın hukuki kararlılığını ve Çin’in veri güvenliği modelini birleştiren ivedi bir yasayı hayata geçirmesi şarttır. 158 milyar liralık ekonomik kaybı durdurmanın ve toplumsal yapımızı bu “dijital işgalden” korumanın başka yolu yoktur.”
Hürriyet
The post Dijital platformlarda 158 milyar liralık kayıp! Yatırım ve denetim yok… ‘Bu bir milli güvenlik meselesi’ first appeared on HepsiGündem.COM " Gündem,Güncel Haberler Burada ".
Okumaya devam et...

